09 Nisan 2025 Çarşamba
BORA DAĞLIOĞLU AÇIKLADI ADANA01 FK HEDEFLERİ OLAN CAMİADIR
Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk astronot ile görüştü
MHP İl Başkan Yardımcısı Tayfun TOSUN “Şehitlerimize Vefa, Ailelerine Destek" Programları Hakkında detayları paylaştı.
Bulut Yeşil İnşaat Adana 01 Futbol Kulübü’nün Başkanvekili Bora Dağlıoğlu, Cumartesi günü deplasmanda oynayacakları Altınordu maçından galibiyet hedeflediklerini söyledi.
Geride bıraktığımız hafta Ali Hoşfikirer Stadı’nda oynadıkları İskenderun maçını asla ama asla unutmayacaklarını ifade eden Sarı-Siyahlı ekibin Başkanvekili Bora Dağlıoğlu, “Bu heyecanımıza ortak olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Takım olarak Cumartesi günü deplasmanda karşılaşacakları Altınordu müsabakasını düşündüklerini ifade eden Bulut Yeşil İnşaat Adana 01 Futbol Kulübü’nün Başkanvekili Bora Dağlıoğlu, “Adım adım birinci lige ilerliyoruz. Yolun sonu şampiyonluk” şeklinde konuştu.
Tarihin omuzlarına basarak ilerlemek yerine tarihi omuzlayıp devletin ve
milletin istikbal haklarını hasbi ve hadim bir ruhla savunan liderler sınırlanmış
devir ve dönemlere sığmayan ve sıkışmayan özelliktedir.
Bilinen ve kolay yollardan geçmektense cesurca yeni yollar açıp risk ve
tehlikeleri göğüsleyenler, bununla da kalmayıp canıyürekten, cansiperane ve
civanmert mücadeleleriyle öne geçenler her zaman takdir, tebcil ve tebrike
layıktır.
İşte böylesi liyakat ve liderlik vasıflarına sahip olan Merhum Başbuğumuz
Alparslan Türkeş Bey’in Türk siyaset ve devlet hayatında muhterem ve
müstesna bir mevkii bulunmaktadır.
Ebediyete irtihalinin üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen ona duyduğumuz
hürmet ve muhabbet hiç azalmamış, hiç zayıflamamıştır.
Türkeş Bey’in yaktığı meşale günbegün daha da güçlenerek hem Ülkücü
gönülleri aydınlatmakta hem de milletimizi heyecanlandırıp kutlu hedeflere
ulaşma azmini kamçılamaktadır.
Elbette insan fani, dava bakidir.
2
Sonlu hayatın sonsuz ve sınırsız ülkülerini tıpkı bir bayrak gibi taşımak
ancak ve ancak davasının onur ve varoluş potasında fedakarlığın sıcaklığıyla
eriyen yüksek vasıflı insanların harcıdır.
Merhum Türkeş Bey her şeyden önce dava ve gönül insanıdır.
Bu saygın karakteristik niteliği onu, devlet ve siyaset alanında daha ilkeli,
daha itibarlı, daha iradeli duruşuyla temsil ve temayüz edilmesini sağlamıştır.
Türk milletinin, Türkiye’nin ve Türk dünyasının özlemlerini 80 yıllık
ömrüne muazzez bir mücadele azmiyle serpiştirmiş, geçmiş ile gelecek arasında
inanç, ülkü ve fikir köprüsünün kurulmasına yılmayan bir mizaçla hizmet
etmiştir.
Şurası muhakkaktır ki, kaynağını Türk-İslam ülküsünde bulmuş Türk
milliyetçiliği davası bir yanda Türkiye’nin umut halesi, diğer yanda da gönül ve
kültür coğrafyalarımız ile mazlum toplumların uyanış hareketidir.
Türkeş Bey, karmaşa içindeki sadeliği gören, karanlıkta saklı duran ışığı
gösteren, durgun yüzeyin dip akıntısını fark eden, zorlu etapları fırsat ve fikir
akımına çevirmesini bilen bir liderdi.
Tıpkı bugünlere benzer şekilde, azgın ve şımarık bir azınlığın tahakkümü
suretiyle oligarşik meramlarını icra ve infaz etmelerinin önünde direniş kuvveti
olmayı, Türkiye karşıtlarının habis senaryolarını kararlılıkla reddetmeyi
başarmıştı.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin müessir siyaset felsefesi önce ülkem ve
milletim, sonra partim ve ben anlayışıyla tebarüz etmiştir.
Bu kapsamda her şeyden önce Türkiye ve Türk milletinin varlığı, birliği,
bekası, toplumsal huzur ve barışı esas ve ehemmiyetlidir.
Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde devletine, hukukuna, milli kurumlarına,
milli ekonomisine ve meşru hükümetine demokrasi dışı vasıtalarla cephe açan,
devamlı şiddet saçan bir muhalefet anlayışına tesadüf edilmemiştir.
Sorumsuz ve soysuz bir siyasi çarpıklığın kendi ülkesine ıslah ve
terbiyeden muaf bir ihtiras tufanıyla, aynı zamanda kaotik bir zihniyetle
saldırması olağandışı vakıa olup milli güvenlik tehdididir.
Esnafımıza, eşrafımıza, velhasıl sosyal ve ekonomik hayatımıza boykot
maskesiyle operasyona kalkışmanın tarif ve tercümesi ifade ve düşünce
3
hürriyetiyle, demokratik hak ve kazanımlarla bağdaşmayacağı gibi vatan ve
millet sevgisiyle de izah ve ifade edilemeyecektir.
Türkeş Bey bu tip fiili Türkiye düşmanlığına teşne odaklarla nasıl kıran
kırana mücadele etmişse bugün de söz konusu mücadelenin fevkindeki
dirayetimizle, sarsılmaz tavrımızla safımız ve durduğumuz yer devletimizin ve
milletimizin yanıdır.
Utanç duyulan, ucuzluğu aşikar olan, uçurum dibine konuşlanan siyasi
muhalefetin melun ve menfur gayesi Türkiye’nin mahvına ve ekonomik
çöküşüne doğrudan hizmettir.
Fakat Türk milleti tuzağa düşmeyecek, oyuna gelmeyecek, sırtına hançer
sallayan ve kale içinde yuvalanmış siyasi sömürgecileri affetmeyecek ve
inanıyorum ki, kaçınılmaz bedeli muhataplarına ödetecektir.
Güya demokrasiyi diline dolayıp düşman taktikleriyle ve organize halde
Türkiye’yi zor duruma düşürmenin çabasında olan siyasi hizip ve yolsuzluk
şebekesi çok derin hayal kırıklığına uğrayacaktır.
56 yıl önce nerede duruyorsak gelişmiş ve güçlenmiş fikir ve siyaset
yapımızla aynı sevdaların, aynı düşüncelerin, aynı ülkülerin merkezindeyiz.
Merhum Türkeş Bey’in dava, siyaset ve fikri çizgisi de Milliyetçi Hareket
Partisi’yle bir ve beraberdir.
Bunun hilafına nifak üretimi yapan istismarcı ve inkarcıların hevesleri ise
boşunadır.
Vefatının 28’inci yıl dönümünde, yani 4 Nisan 2025 Cuma günü, şahsımın
kurucusu olduğu “Türkiye Alparslan Türkeş Siyaset Akademisi Vakfı”nın yeni
hizmet binasının açılışının yapılacak olması gerçek bağlılığın, eksilmeyecek
vefanın, bitmeyecek saygı ve sevginin tezahürüdür.
Bu duygu ve düşüncelerle Alparslan Türkeş hizmet binasının hayırlı
olmasını diliyorum.
Vatan ve millet sevdasının nişanesi ve partimizin kurucu Genel Başkanı
Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey başta olmak üzere, bütün ülkücü
şehitlerimizi rahmetle, minnetle, hürmetle anıyor, manevi hatıraları önünde
tazimle eğiliyorum.
Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun diyorum.
Mekanlarının cennet, ruhlarının da şad olmasını niyaz ediyorum.
-Sarı Siyahlılar artık iç saha maçlarını Ali Hoşfikirer stadında oynayacak…
Burak Erdem: “Yeni stadımızda ilk maçımıza futbolseverleri bekliyoruz”
Nesine 2.lig Beyaz gruptaki temsilcimiz Adana 01 FK’nın stat çilesi bitiyor. Geçtiğimiz sezon şampiyonlukla beraber 2.lige yükselen Adana 01 FK, tüm iç saha maçlarını Tarsus’ta oynamıştı. Bu sezonda aynı şekilde iç saha maçlarını Tarsus’ta oynayan Sarı-Siyahlıların bu olumsuzluğu artık bitti. Pazar günü oynanacak İskenderun maçıyla beraber Adana 01 FK, maçlarını artık Adana’da Ali Hoşfikirer stadında oynayacak.
PAZAR GÜNÜ İLK MAÇTA İSKENDERUN GELİYOR
Pazar günü İskenderunspor’u ağırlayacak olan Adana 01 FK’da tüm çağrı Adanalılar için. Kulüp Genel Kaptanı Burak Erdem, halkın takımı olduklarını yinelerken, “Çok zorlu süreçlerden bugünlere kadar geldik. Başkanımız Menderes Kutlu liderliğinde daha da başarılı olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Pazar günü yeni stadımızda ilk kez oynayacağız. Adana’nın takımına Adanalı futbolseverler destek olsunlar. Pazar günü yeni stadımızda ilk maçımıza bekliyoruz”
Mübarek Ramazan ayını müteakiben müşerref ve müyesser olduğumuz
bayram günlerine ulaşmanın bir yanda bahtiyarlığını diğer yanda burukluğunu
yaşıyoruz.
Burukluğunu yaşıyoruz çünkü; başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da
cehennem azabından kurtuluş olan on bir ayın sultanı mübarek Ramazan ayını
geride bırakıyoruz.
Allah’tan niyazım tekrarına eriştirmesidir.
Ramazan Bayramı, oruç ibaretinin, daha yerinde bir anlatımla Şehr-i
Ramazan’ın maddi ve manevi mükâfatıdır.
Bu mükâfata layık ve müstahak olmak hakikatli ve halisane temennimdir.
2
Bayram(lar), barış ve kardeşlik hissiyatının kuvveden fiile geçtiği,
kucaklaşma ve kaynaşma ihtiyacının kuvvetlenip filiz filiz gerçekleştiği
muazzez dönemlerdir.
Dargın gönüllerin, küskün kimselerin, kırık ve kırgın kalplerin tamir ve
telif vakti elbette bayram(lar)dır ve böyle de olmalıdır.
Bayram; müessir birlik, mütemadi dirlik, muhtevalı iyilik fırsatıdır.
Bu fırsatın heba ve heder olması ne Allah indinde ne de millet nezdinde
müsamaha ve müsaade görmeyecektir.
Barış ve huzur gerek insan, gerek toplum, gerekse de millet nam ve
hesabına kalıcı bayram mahiyetindedir.
Milli hedefimiz ülkemizi kalıcı olarak bayram yerine dönüştürmek, bu
suretle sıkılı yumrukları açarak, önyargıları aşarak, vehimleri atarak muhabbet
ve musafaha ortamını işlenmeyi bekleyen bir cevher gibi ortaya çıkarmaktır.
Bu mühim ve mümtaz hedef doğası gereğince sabır, samimiyet, güven,
dürüstlük, empati, hoşgörü, dikkat ve teenni gerektirmektedir.
“Terörsüz Türkiye” olarak somutlaşan ve daha önemlisi büyük Türk
milletinde makes bulan söz konusu hedefe inşallah ulaşılacaktır.
Yasa dışı kanlı silahların gömülüp demokratik siyasetin görüş menzilini
tayin ve tarif ettiği bir Türkiye’nin hızına ve yükseliş hırsına muadil ve muhatap
hiçbir ülke yetişemeyecektir.
Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp’in ifadesiyle, ümitsizlik baykuşu hiçbir
insanımızın gönlüne yuva yapamayacaktır.
3
Bayram günlerinin mehabet, merhamet ve memnuniyet iklimiyle terörsüz
Türkiye mefhumunun mehtabı, membaı, sosyal ve psikolojik mekanizması
inşallah terekküp edecektir.
Niyetimiz halis olduğundan nihai kısmetimiz de hayır olacaktır.
Hiçbir tuzak, hiçbir kumpas, hiçbir komplo, hiçbir kumandalı tertip
kararlılığımızı sekteye uğratamayacaktır.
Elbette terörsüz Türkiye gaye ve gayretinden ürken, korkulu rüyalar gören
iç ve dış mihraklar vardır ve bu mayası lekeli güruh son günlerde iyice ayyuka
çıkmıştır.
Barış, demokrasi ve kardeşlik azmimizi hazmedemeyen, bununla da
kalmayıp tarihsel nitelikli gelişmeleri baltalamak ve budamak maksadıyla
organize eylem halinde bulunanlar pisliğe konan sinekler gibi ortalığa
üşüşmüşlerdir.
Terörsüz Türkiye amaç ve arzusunu bulandırmak, hatta belini kırmak için
beşinci kol faaliyeti dış bağlantılı şekilde devrededir.
Nitekim Rusya ile Ukrayna arasında barış umutlarının yeşerdiği, Suriye
Arap Cumhuriyeti’nde tecelli eden pozitif gündem ile siyasi istikrar özlemlerine
etap etap erişildiği, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel ve küresel alanda sözü
geçen, saygınlığı ve caydırıcılığı yükselen üst bir seviyeye geldiği bir dönemde
hukuki bir mesele sokak ve boykot girdabına çekilmiş, iç asayiş ve huzur
atmosferi zehirlenmek istenmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi maalesef Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı şer ve
şiddet cephesi açmıştır.
4
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası adeta yağma malına çevrilmiştir.
Dış aleminde sade, iç aleminde zengin; aynı şekilde mütedeyyin,
muhterem, milli ve manevi hassasiyetleri minare gibi dimdik yükselen her
vatandaşımız ülkemize yapılan saldırı ve sabotajları görmüş, melanet oyunları
okumuştur.
Hukuki bir davayı çarpıtarak sandıkla kutuplaştırmak aymazlıktan öte art
niyetliliktir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde tuz kokmuş; yolsuzluk, rüşvet ve
hırsızlık iddiaları şüyu vukuundan beter sözünü akıllara düşürmüştür.
19 Mart 2025 ile 23 Mart 2025 tarihleri arasında Türkiye’yi sokaklara
sıkıştırmak ve nefes alamaz hale getirmek amacıyla dışarıdan tazyikli faşizan bir
kalkışma yaşanmıştır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi; yan kesicilerin, yol kesenlerin, haram
yiyenlerin, şehremini vazifesini cebini ve banka hesaplarını doldurmak suretiyle
çiğneyenlerin eline ve siyasi emellerine hapsolmuştur.
Bu skandal ve kanun dışı yolsuzluk bataklığının kurutulması, fail ve
mücrimlerden hesap sorulması hukuk devletinin ikamesi ve ihmali olamayacak
bir sorumluluğudur.
Türkiye Cumhuriyeti’nde üstün olan hukuktur.
Demokrasi ile hukuku çatıştırmak, ihanetle milli iradeyi örtmeye çalışmak,
seçilmiş bahanesiyle çok ciddi suçlamaların odağında yer alan şahısları haksızca
aklamaya ve arkalamaya çabalamak anarşiye ve asayişsizliğe kati hizmettir.
5
Böylesi bir mesnet ve mezuniyet hiç kimseye verilmemiş, üstelik de
verilemeyecektir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve yolsuzluk iddialarının
merkezinde bulunan 50’ye yakın kişi tutuklanmıştır.
Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin seri şekilde ikmali yapılarak; kim
suçlu, kim suçsuz tefrik ve temin edilmelidir.
Hukuk herkese lazımdır.
Hukuka karşı çıkmak, hukuk insanlarını aşağılamak, adalet terazisini
tartışmaya açmak devletin egemenlik haklarına, milletin varoluş haysiyetine
örtülü operasyondur.
Bu menfur operasyonun ezcümle muhassalası Türkiye’yi ateşe atmaktır.
CHP Genel Başkanı ve kaos sever yandaşlarının günlerce Saraçhane’de
tepişmeleri, yaygın ve yoğun kriz sarmalı oluşturarak toplumsal bünyeye teşmil
gayretleri hiçbir demokratik ve medeni ülkede görülmemiş ilkesiz ve iffetsiz bir
zorbalıktır.
Türkiye’de hak arayışlarının yolu bellidir ve herkese açıktır.
Sözde de olsa demokrasi, hukuk ve özgürlük müdafaası yaptıklarını ileri
süren, nefret ve öfkelerine rehin düşen, aynı zamanda sokaklara dökülerek
devletin güvenlik güçlerine asit, taş, balta, molotof kokteyli, sapan, havai fişekle
saldıran müfrit ve müfsit yığının esas derdi başkadır ve bu husus netleşmiştir.
6
Şehzadebaşı Camii ile birlikte haziresine yapılan edepsiz muameleler,
hakaret ve küfürlerle sağa sola sataşmalar Saraçhane’de oynanan oyunların
hangi amaçlara matuf olduğunun açık karinesi değilse, acaba nedir?
CHP Genel Başkanı’nın sokak daveti, boykot çağrısı, yıkın geçin mesajları
kalabalığın gazına gelen bir siyasetçinin pespaye ve pejmürde halinden ziyade
bilinçli, sistemli ve milletin sinir uçlarını zedeleyici anti demokratik kalkışma
denemesi ve testidir.
Bilhassa yerli ve milli firmalarla bazı medya kuruluşlarının boykot
edilmesiyle ilgili telkin ve telaffuzu Özgür Özel’in zıvanadan çıktığının aleni
işaretidir.
CHP’nin başını çektiği karanlık protestolar demokratik nitelikten daha çok
despotik, değersiz, dengesiz ve son derece tehdit içeriklidir.
Tıpkı Gezi Parkı olaylarında olduğu ve yaşandığı üzere, Türkiye ekonomisi
hedef alınmıştır.
12 farklı örgüt CHP’nin kanatları altına sığınarak sokak aralarında zehir ve
zillet saçmıştır.
Maskeli şehir eşkıyaları sahneye çıkmıştır.
Hırsızlık ve yolsuzluğun araştırılıp gerçeklerin gün yüzüne çıkarılmasına
destek ve yardım gerekiyorken düşmanca tavır ve tutumlar demokratik gösteri
kamuflajıyla Türkiye’mizi meşgul etmiş, milletimizi endişelendirmiştir.
Ülkemizin itibarı, demokrasi ve hukuk güvenliği hedef yapılmıştır.
Üniversiteler karıştırılmak istenmiştir.
7
Boykot ile işgalin aynı uçuruma açıldığı bilinen bir gerçektir.
Kaldı ki, Merhum İsmet İnönü’nün, “boykot da bir işgal de bir” sözü milli
hafızalardadır.
CHP’nin gizil ve gizli hesabı iktidarı sokakla devirmek, 15 Temmuz’a
benzer şekilde işgal girişimlerinin fitilini tutuşturmaktır.
CHP’lilerin birbirini sattığı, birbirinin kuyusunu kazdığı, altı ok suretli
itirafçıların parti içinde rakip gördüğü kimselerin kirli çamaşırlarını döktüğü
biliniyorken, bir hukuki meseleyi saptırmak, asıl anlam dairesinden koparmak
masum ve makul bir tercih olarak değerlendirilemeyecektir.
Hiziplerin savaşından yolsuzluk damarının patladığı ortadadır.
CHP’nin sorunu yine CHP’dir.
CHP Genel Başkanı’nın yabancı ülkelere Türkiye’yi şikayet etmesi,
ekonomi yönetimini kötülemesi, terk edilmişlik nevrozuyla İngiltere’den aman
dileyecek karanlık bir çukura düşmesi manda ve himaye anlayışının hala canlı
bir hücre olarak varlığını göstermiştir.
Öyle ki, testide olan ne varsa dışarı sızdırmıştır.
Özgür Özel’in nasıl bir çürümüşlüğün pençesine düştüğü berrak olarak
anlaşılmıştır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kapsayan adli süreç turnusol kağıdı gibi
CHP yönetiminin gerçek yüzünü, kemiksiz ve kifayetsiz duruşunu deşifre
etmiştir.
8
Aziz Atatürk’ün onurlu çizgisini karalayarak küresel emperyalizme
bağlantı tüneli kazan, el avuç açan CHP zihniyeti tarihi ve siyasi miadını çok
kötü bir sonla doldurmuştur.
Mandacı CHP teklemiş, tökezlemiş, tükenmiş; dahası müflisliği, müsrifliği
ve müstemleke siyaseti birbiri ardına teşekkül eden rezaletler seremonisinin
ışıkları altında belgelenmiştir.
DEM Eşgenelbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın sağduyu ve soğukkanlı
açıklamaları, “Biz CHP’nin eylemci kitlesi değiliz” sözleri değerli ve takdire
şayandır.
CHP’nin suyu bulandırma teşebbüsleri başarısız kalmaya mahkum olup
yırtıklarını yamamaya yetmeyecektir.
Cumhur İttifakı, Türk ve Türkiye Yüzyılı ülküsüne sahip çıkacak; milli
onuru, millet varlığını, istiklal ve istikbal vakarını sonuna kadar müdafaa
edecektir.
Şuurlu hürriyetperver, uyanık vatansever her vatandaşımız kaos tacirlerinin
karşısındadır.
Türk gençliğini sokağa dökmek için fırsat kollayanlara, Türk gençliğinin
arkasına saklanıp ülkemiz ve milletimiz üzerinde ucuz ve uçuk hesap yapanlara
elbette fırsat verilmeyecek, buna en başta geleceğimizin güvenceleri göz
yummayacaktır.
CHP’nin mandacı azınlığın fiili kayyumuyla daha fazla yol alması mümkün
değildir.
9
Türk milleti varlığını, birliğini ve ortak kaderini namusu bilecek, gölge
düşürmeyecektir.
Cumhur İttifakı, Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp’in dile getirdiği şu
sözü aynısıyla yüreğinde taşıyacak ve kahramanca temsil edecektir:
“Mevdu’dur bugün bize namusu milletin.”
Bu duygu ve düşüncelerle doğudan batıya, kuzeyden güneye hayatın
çilesini omuzlarına almış vatan ve millet evlatlarını; etnik kökeni, mezhebi,
yöresi ve anasının dili ne olursa olsun her kardeşimi, yurt dışında yaşayan
vatandaşlarımızı selamların en güzeliyle selamlıyor Ramazan Bayramlarını
tebrik ediyorum.
Gönül ve kültür coğrafyalarında yaşayan soydaşlarımıza, din
kardeşlerimize hayırlı bayramlar diliyorum.
Ramazan ayı boyunca tutulan oruçların, yapılan dua ve ibadetlerin
kabulünü Rabbim’den niyaz ediyorum.
Dokuz günlük bayram tatili boyunca yola çıkacak ve sıla-i rahim hasretini
giderecek olan tüm vatandaşlarımızın trafik kurallarına harfiyen uymalarını,
sevenlerini, sevdiklerini ve bekleyenlerini derinden yaralamamaları adına hayat
memat konusu olarak addediyorum.
Mensubiyetinden iftihar ettiğim büyük Türk milletiyle ebedi saadet ve
selamet dileklerimi paylaşıyorum.
Mübarek Ramazan Bayramımız kutlu olsun diyorum.
Düşünce hayatımızda tıpkı Süheyl Yıldızı gibi parlayan Merhum Ziya Gökalp bir defasında isabet ve itinayla ihata edilmiş şu cümleyi beyaz sayfalara dökmüştü: “Fikirleri hislerine tevafuk ve istinat etmeyen bir insan ruhen hastadır.”
Fikrinde ve zikrinde onarılmaz hasarlar bulunan kimselerin ruhen sıhhatli olmalarını beklemek işin özünde boşa kürek çekmek, boşuna zaman tüketmektir.
Saraçhane provokasyonuyla Türkiye’nin önünü kesmek için kuyruğa giren hastalıklı CHP’sinden diğer marjinal parti ve yasa dışı sol gruplara kadar alayı emel, eylem ve sözleriyle düşmanları aratmayan bir çizgide pozisyon almışlardır.
Vandallığa demokrasi nöbeti diyecek kadar gerçeklerden kopmuş, milletine ve devletine yabancılaşmış bohem ve bonservis bedeli çoktan ödenmiş bir muhalefet anlayışı karşımızdadır.
Ülkemizin yükselen değer ve prestijinin gözle görülür şekilde hız ve ivme kazandığı bir dönemde Saraçhane komplosunu birden bire devreye alanlar Türk ve Türkiye düşmanlarına rehin düşen ve bundan mülhem batıla hizmetkâr olan işbirlikçilerdir. Maske takıp polisimize taş atan, balta fırlatan, havai fişekle saldıran, asit saçan alçakların demokrasi, hukuk veya özgürlükle hiçbir ilgisi ve ilişkisi yoktur.
Zulüm 1453’de başladı diyenler Şehzadebaşı Camii’ni ve haziresini kirleten bir avuç casus aparatı, aynı şekilde paçoz ve şehir eşkıyasından başkası değildir. Camii duvarına pisleyenlerden, yakıp yıkmayı demokrasi olarak lanse edenlerden, milletimizin alın teri, helal emeği olan belediye kaynaklarını organize rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk anaforunda hiç edenlerden tarih ve adalet önünde hesap sorulmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın merhume ve muhterem annesine edilen küfürler kimlerin köprübaşlarını tutmak için sokaklara çıktığını göstermektedir. Şahsımın tedavi süreciyle ilgili fitne ve dedikodu kampanyası üreten şeytani niyetlerin sokak anarşisini nasıl da alevlendirmek istedikleri malumumuzdur.
Türkiye Cumhuriyeti’ni can pahasına savunacağız.
Cumhur İttifakı CHP’nin muhbir ve muhabir mihmandarı olduğu çok boyutlu tahrik ve tahrip dalgasını kırmaya muktedirdir. Çünkü büyük Türk milleti yanımızdadır. Yabancı istihbarat örgütlerinin kuklası olup sokaklara dökülenlerin, iç asayiş ve huzur ortamını bozanların yakasından tutmak mutlaka sağlanmalıdır. Türkiye oyuncak değildir, karanlık oyunlara gelmeyecektir.
Bin aydan daha hayırlı olan bugünkü Kadir Gecemizde, Cenab-ı Allah’tan niyazım rahmetini, merhametini ve mağfiretini milletimizden esirgememesi, milli birliğimizi ve bin yıllık kardeşliğimizi sonsuza kadar muhafaza buyurmasıdır. Vatanımızın, bayrağımızın, bağımsızlığımızın, bekamızın, mukaddesatımızın, milli ve manevi pek çok değerimizin kadrini kıymetini bilmek dileğiyle; aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin müstesna, mübarek ve muhteşem fecirlerle müjdelenen Kadir Gecesini dualarımla tebrik ediyorum.